Present perfect tense detaylı konu anlatımı


Present perfect tense : Mevcut mükemmel zaman demek mi?

Present perfect tense: yakın geçmiş zaman veya belirsiz geçmiş zaman veya Google translate ile kontrol ederseniz 'etkisi hala süren geçmiş zaman' olarak çevrildiğini görürsünüz. Aslında Google translate'in kendisi onu böyle çevirmezdi. Bilen kişiler tarafından Türkçe karşılığı manüel olarak eklenmiş oldugu gayet anlaşılıyor. Konuya girmeden önce şu tercüme sonuçlarına bakınız lütfen.

Elle girilmiş tercüme olguduğu anlaşılıyor. (beklenti dışı) ama doğru




Elle girilmiş tercüme olduğu anlaşılıyor. (beklenti dışı) ama doğru




Google translate çevirdi (beklenen) ama yanlış




Google translate çevirdi (beklenen) ama yanlış



Google translate ile alakalı şu İngilizce yazıya da bakabilirsiniz.

https://www.englishturkiye.com/2018/09/do-you-speak-english-or-google.html

Present perfect tense ve dilimizdeki karşılığı

Bizim dilimizde, present perfect tense'i tam olarak karşılayan dilbilgisel bir zaman adı yoktur. Bu yüzden kaynaklarda belirsiz geçmiş zaman olarak dile getirilir. Belirsizdir, çünkü present perfect tense kullanırken önemli olan yapılan hareketin tarihi değildir. Dikkat; Zaman ve tarih Present Perfect tense'de farklıdır ve önem arz eder. Tarihe vurgu yapmayız ancak bu durum, 'zaman zarfı' kullanmayacağımız anlamına gelmez.

Pratikte farklılıklar gösteren present perfect tense'in bazı ayrıntılarını anlamak bir çok öğrenci için gerçekten zor. Hatta, anlamsal açıdan İngilizcedeki en zor zaman bu zamandır. İngilizcede, Türkçeye -di'li geçmiş zamanla tercüme ettiğimiz 2 farklı zaman var. Bunlardan biri present perfect ve diğeri de simple past tense'dir. Ayriyeten sadece -di'li geçmiş zamanla ifade ettiğimiz bazı cümlelerin kendi anadilimizde hangi zamana veya hangi hareket bütününe istinaden söylendiğinin çoğunlukla farkında olmayız ama biliriz. Ancak bunu umursamayız da. Çünkü bir dilde kurduğumuz cümleler, karşı tarafa anlatmak istediğimizi, aktarmak için kullandığımız araçtır amaç değildir. Ancak present perfect tense istisnai olarak burada, amacı temsil eder.

Bu tense'in, içselleştirilmiş ve pratikteki (kişiler arası) doğru kullanımından önce, matematiksel olarak doğru kullanabilmemiz için temel kurallarını ve genel kurallarını bilmemiz gerekiyor. Bu zamanı öğrenirken başlangıç aşamasında önemli olan budur. Yani önce cümle yapısını bilmeniz ancak nerede ne zaman nasıl tercih etmemiz gerektiğini tam olarak öğrenmeyi zamana bırakmanız gerekmektedir. Çünkü öğrenmenin en iyi yolu onu deneyimlemektir. . .

Önce dizilime, detaylara ve ardından da zamanla anlayacağımız kullanım yerlerine bakalım;

Present perfect tense matematiksel dizilimi

Özne ve have has fiili ve ardından fiilin üçüncü halini kullanırız. Şu formüle ve cümle örneklerine bakalım


Temel formül: 
 
Have
  +         Subject + Verb3
Has


Temel matematiği temsil eden örnek cümleler:

Olumlu cümleler 

I have eaten Yedim
You have eaten Yedin

He has eaten Yedi
She has eaten Yedi

It has eaten Yedi
We have eaten Yedik

You have eaten Yediniz
They have eaten Yediler


Olumsuz cümleler 

I haven't eaten Yemedim
You haven't eaten Yemedin

He hasn't eaten Yemedi
She hasn't eaten Yemedi

It hasn't eaten Yemedi
We haven't eaten Yemedik

You haven't eaten Yemediniz
They haven't eaten Yemediler

Soru cümleleri 

Have I eaten? Yedim mi?
Have you eaten? Yedin mi?

Has he eaten? Yedi mi?
Has she eaten? Yedi mi?

Has it eaten? Yedi mi?
Have we eaten? Yedik mi?

Have you eaten? Yediniz mi?
Have they eaten? Yediler mi?

Olumsuz soru cümleleri 
 
Haven't I eaten Yemedim mi?
Haven't you eaten Yemedin mi?

Hasn't he eaten Yemedi mi?
Hasn't she eaten Yemedi mi?

Hasn't it eaten Yemedi mi?
Haven't you eaten Yemediniz mi?

Haven't we eaten Yemedik mi?
Haven't they eaten Yemediler mi?

Present perfect ile başkalarının sorduğu sorular burada ve burada örneklerle açıklanmış. Önem arz eden detaylara bakarak ilerleyelin.

Present perfect tense'in önemi ve derin detayları

Present perfect tense ile asıl anlatılmak istenen geçmişteki zaman'ın önceliği veya önemi değil, o anda yaşanan olayın şu andaki olayla bağlantılı olmasıdır. Veya şöylede söyleyebiliriz ; Geçmişteki hareketin etkisinin, şu ana etki etmesi söz konusuysa, yani olayın an'a etkisi varsa ve bunun altını çizmek istiyorsanız present perfect tense kullanırsınız. Ayrıca, Present perfect tense, İngilizce'de hareketlerin, özellikle yakın zamanda vuku bulduğunun altını çizmek veya olayların etkisinin hala sürdüğünü anlatmak istediğimiz durumlarda da kullandığımız zamandır. Ancak an ile bağlantısı yoksa simple past tense kullanılır.

Geçmişte olan (ki bu uzak geçmiş de olabilir) ancak günümüze (anda) etkisinin söz konusu olduğu durumları değerlendirelim. Örneğin 1 yıl önce yediğiniz bir yemeğin halen aklınızda kalan tadı, an için önemli ve o anla bağlantılı ise present perfect tense kullanırız. Yukarıda, üçüncü paragraftada bahsettiğimiz üzere, teoride simple present tense ile Türkçeye aynı şekilde çevrilse de, pratikte anlamsal açıdan farklıklar gösterir. Ancak konumuz nasıl tercüme edildiği değil nasıl kullanıldığı neye istinaden söylenildiğidir.

Deneyimlerin ne kadar geçmiş olduğunun bir önemi olmadan present perfect kullanırız. Örneğin Brezilya mutfağından veya çin mutfağından yediğiniz bir yemek sizin için deneyimdir. Olup bitmiş olmasından bahsetmiyoruz. Bunu söylemeniz gereken zaman geldiğinde karşı tarafa vermek isteğiniz asıl mesaj çok önemli... Yani neye istinaden söylenildiği.

Present perfect tense an ile bağlantısı, etkiler, deneyimler ve Türkçe karşılıkları

Canlı bir örnek: Bir arkadaşınızla beraber yürüyorsunuz ve ikinizde acıktınız... arkadaşınız size 'canım lahmacun çekti' 'lahmacun mu yesek?' Dediğinde, ve sizde 3 - 4 gün önce lahmacun yemiş ve o an lahmacun yemek istemiyorsanız, (yani 3 4 gün önce yenilen lahmacunun şu an ile bağlantısı varsa) Şöyle diyebilirsiniz:

1- Ben bu hafta, lahmacun yedim: I have eaten lahmacun this week

Veya

2-Ben 3 gün gün önce lahmacun yedim: I ate lahmacun 3 days ago

Dikkat: Her iki durumda da cümlelerin Türkçesi, bizim dilimizde -di li geçmiş zaman ile tercüme edilmiş. Çünkü 1 numaradaki aksiyonlar bütünüyle vermek istediğimiz mesajı tanımlayacak ekstra başka bir zaman kuralımız yok. Buna ihtiyacımız da yok. Ancak aksiyonlar bütünü bize o anda söylemek istediğimizin, İngilizcedeki present perfect tense kurallarıyla örtüştüğünü gösteriyor. Böylece Türkçede asıl söylemek istediğimiz 1 numaralı örnekteki -di li geçmiş zamandır. Bu sadece dil öğrenirken edinebileceğiniz bir farkındalıktır. Ve farketmesi zaman alır. Bu bağlamda ikinci cümle yanlış değildir ama verilmek istenen mesajı göz önünde buluncurunca, doğru da olmayacaktır.

Zaman farkındalığı ve dilsel istisnalar

Bu dili sonradan öğrenmiş biri olarak siz benzeri bir anda 'I ate lahmacun 3 days ago' derseniz ne olur? Hiç bir şey olmaz, karşıdakinin ana dili İngilizce ise olayın anla bağlantısını anında anlar ve dediğiniz cümlenin yanlışlığına bile takılmaz. Çoğu zaman bunu fark etmezler bile. Ama bir native speaker aynı durumda 3 gün önceki olayın etkisinin şu ana olan etkisinin altını çizmek istediği için I have eaten lahmacun this week demeyi otomatik olarak tercih edecektir. Biz böylesi bir zaman için ayrı bir tense'e sahip değiliz. Bu avantaj veya dezavantaj da değildir. Farklı dillerin, kendi dilimize çevirdiğimizde beklenmedik veya anlaşılması güç ayrıntıları olabilir. Bu gibi detayların çoğunlukla zamanla öğrenilmesi makbul olanıdır.

Başka bir canlı örnek: İşten eve döndünüz, anneniz veya babanız iş yerinizdeki herhangi bir olaya istinaden, örneğin bir zam meselesi için, 'patronunla konuştun mu?' diye sorduğunda, bu olayın konuştuğunuz anla bağlantısı olduğu için yine present perfect tense kullanırız.

Have you spoken to your boss veya Have you spoken to the boss?

Yes, I have spoken to my boss veya I have spoken to the boss


Veya, şöyle bir muhabbet gelişti: Bir arkadaşınızın ofisine gittiniz. Ofiste Ayşe diye bir kızla konuştunuz tanıştınız. Ve bunu bir başkasına anlattınız. Daha sonra yine aynı şirkete gittiniz ve bunu anlattığınız kişi size, 'Ayşe'yi de gördün mü' diye sordu.

Burada söz konusu görme hareketinin an ile bir bağlantısı olabilir ancak spesifik detaylar net değil. Zaten tamda burada sormak istediğiniz soruyu ne niyetle sorduğunuz da çok önemli. Yani Ayşe ile ilgili bir süreç var mı ? Ayşe'yle ilgili konuşulmuş mu? İngilizce 'de present perfect ile sormanız için anla bir bağlantısı var mı? Soru: have you seen Ayşe de olabilir Did you see Ayşe de olabilir. Detaylar verilmiş olsaydı bizde bilebilirdik. Bunu sadece bu durumu konuşan 2 kişi bilecektir.

Present perfect tense'in matematiksel olarak doğru kullanılması için anlaşılır kurallar

İçselleştirilmesi gereken, zamana bırakılması gereken istisnalara ve detayları anlatmaya çalıştık. Ancak anlamadıysanız, en azından cümlenizi doğru kurduğunuzdan emin olmanızı sağlayacak maddelerle ilerleyelim

1- Hareketin bittiği ama zamanın bitmediği durumlarda

ACTION  FINISHED   TIME  NOT  FINISHED

Ne demek bu: Hareketin bittiği, zamanın bitmediği durumlardan kasıt, hareketin mantıksal olarak bitebilmesi ancak anda yaşanan olayın etkisinin bitmemesidir. Yani kullndığınız yanlış zaman zarfı cümlenin yanlış olmasını sağlar. Elbette zaman biter ancak mantıksal açıdan 'Bu Hafta' dediğinizde hep bu hafta içinde olursunuz. Veya bu gün, bu ay, bu yıl dediğinizde hep o zaman zarfı içindesinizdir ve o zaman bitmeyen zamandır (süregelen zaman). Bu yüzden preset perfect tense ile 'yesterday, last week, 2 hours ago, gibi geçmişte kalmış bir zaman dilimi kullanmayız. Bizim dilimizin parametreleriyle kıyaslanabilir ama dilimizin matematiğinde anlaşılması için detaylar istenir.

örnek:

I have spoken English today: Demek doğrudur. Bugün biter mi? söylediğiniz cümlede bugün derseniz, bugün sınırları içindesinizdir ve bugün asla bitmez. (Bugün, İngilizce konuştum)

I have spoken English yesterday: Demek yanlıştır. Dün bitmiş bir zamandır ve bitmiş zamanlar present perfect tense'in doğasına aykırıdır. Varoluş prensibine ters düşer. Mantıken zamansal sürecin ve etkisinin bitmemişliğine vurgu yapan present perfesct ile bitmiş bir zaman kullanamazsınız. 

2- Belirsiz zamanlarda

indefinite time: belirsiz zaman /

ever : hiç (olumlu ve çoğunlukla soru cümlelerinde)

never: hiç, asla (Olumsuz cümlelerde)

Ne demek bu: Zaman, dil bilgisel açıdan kendi içinde farklı kategorilerde incelenir. İngilizcede belirsizlik bildiren 'Ever ve Never' yine present perfect ile kullanılır. 'Ever ve Never: hiç, asla anlamlarına gelir ve bu zamanlar adlarından da anlaşıldığı gibi belirsiz zamanlardır. (Zaman zarflarıyla alakalı daha fazla bilgi için bu 👉linkten bilgi edinebilirsiniz.) Hiç kelimesi bir zaman zarfıdır ancak belirsizliği temsil eder.

örnek:  

Have you ever been to Canada? Hiç Kanada'ya gittin mi ? (Kanada'da bulundun mu?)

I have never been to Canada Hiç Kanada'ya gitmedim

I have never seen him : Onu hiç görmedim

I have never been to Canada: Kanada'ya hiç gitmedim

3- Herhangi bir zaman kullanmadığımızda

Buna çok dikkat etmek gerekiyor çünkü asıl olayda bu ya. Zaman kullanmadığımızda bile, o anda söylediğiniz şeyin deneyime mi, yoksa şu anda olanla bağlantısına mı değiniyoruz bu önemlidir. Zaman zarfı olmadan kullanılması demek olayla veya süreçle bağlantısı olmadığı anlamına gelmez.

örnek:

I have eaten too much: Çok yedim (muhakkak anla bağlantı kurarak söylemişsinizdir. Belki karnınız ağrıdı veya kötü hissediyorsunuz)

Veya

Has the spring ended: İlkbahar bitti mi? Yok 3 tane daha var :) diye cevaplamazsınız değil mi? Bu soruyu nasıl algıladığımız çok önemli yani! Öncelikle şunu fark edin! Bu soruyu durduk yere sormazsınız. Sorduğunuzda da doğal olarak an ile bağlantısı vardır.

4- Süreç toplamı 

For, since , before, up to now, just already kelimeleriyle sürecin kendisini veya toplamını belirttiğimiz durumlarda da present perfect tense kullanılır

for: süreç

since: -den beri

before: önce

up to now: şimdiye kadar

just: henüz, sadece,

already: zaten hali hazırda

Bu zarfların genel olarak süreci temsil ettiği ortada.

Herhangi bir yerde ne kadar zamandır çalıştığınız, katıldığınız, bulunduğunuz veya yaşadığınız zamanın totalini belirtmek istediğiniz zamanların genel olarak anla bağlantısı olmasada etkisi devam etmektedir diye düşünebilirsiniz. Ve öyleyse present perfect kullanırsınız, değilse simple past tense. Örneğe bakalım.

I have lived in London for 8 years: 8 yıl londrada yaşadım

Yukarıdaki cümlenin Türkçesine baktığımızda yine -di'li geçmiş zaman ile çevirdik. Kişinin ne demek istediğini sürecin, diyalogun kendisinden anlarız. Kişiyle birlikte Türkiye'deysek, kişinin daha önce Londra'da 8 yıl yaşadığını ve hatta sormamışsak tekrar gidip gitmeyeceğini de bilemeyiz. Ancak bu cümlenin İngilizcesinden kişinin halen orada yaşadığını anlarız. Diyalog büyük ihtimalle Londra'da vuku bulmuş olabilir. Ayrıca dikkat anlatılmak istenen ve etkisinin halen devam ettiği total bir süreç var.

Örneğin şu soruya bakınız. Bu soru açık bir şekilde sürece vurgu yapmaktadır.

How long have you studied at this school: Bu okulda ne kadar çalıştın?

Türkçesi yine yukarıdaki örnektekiyle aynı yani -di li geçmiş zamanla çevrilmiş. Ancak asıl sorulanın yine zaman toplamı olduğu ortada.

I have just eaten: Daha yeni yedim (vurgu sürece yapılmakta)

I have already eaten: Yedim bile (vurgu yine anla bağlantılı sürece yapılmakta)

Bu konuyu halen anlamadıysanız, hiç dert etmenize gerek yok. Çünkü dil öğrenirken bir konuyu anlamak, özellikle de present perfect gibi bizim dilimize olmayan bir zamanı anlamak, bazen total bir sürecin sonucunda gerçekleşebilir. Çoğu zaman belirttiğim üzere, yine, detayları kendi ana dilimizde fark etmeye başlayınca anlarız. Yani bazı ince detaylar anlatılınca değil, siz fak ettiğinizde, yani hazır olduğunuzda anlaşılır. 

Yorum Gönderme

0 Yorumlar