Dil düzeyi iletişim ve konuşma

Bir yabancı dilde, aslında kendi anadilinizde olmadığınız  bir seviyeye gelmek olasılıklar dâhilindedir..  Ancak bu eş zamanlı bir tetikleme ve ilgi gerektirir... Kendi dilimizdeki ve yabanci dildeki ileri seviyeler birbirinden daha zor veya kolay olabilir... dolayısıyla dil düzeyi denen olgu tartışmaya ve öğrenmeye açıktır.

Herşeyin sözlerle ifâde edildiği günümüzde konuşmanın ve iletişimin  etkisi göz ardı edilemez. Lâkin ağzı olanın konuştuğu konuşmaktan bahsetmiyorum! İfâde sanatı, konuşmaktan öte, iletişimin kontrolünü elinize aldığınız başlıca bir bütündür.

Farkettiginiz üzere çoğu siyasetçinin ifade sanatını layıkıyla kullandığı aşikar. 
Bu yetkinlikler veya özellikler elbette her öne çıkan, siyasetçi, yönetici veya eğitimcide mevcut değil ama çoğunluğunda görebiliyoruz. Bu bağlamda denebilir ki, iyi bir konuşma kabiliyeti, iletişimde bir aşama  kaydettiğiniz, ve iletişim yönetimi konusunda bir adım önce olabileceğiniz anlamına gelir. Elbette doğru şeyi dogru zamanda doğru kelimelerle ifade etmek herzaman esastır. Keza diğer bir yandan, bazen anlaşmak için konuşmak bile yeterli olmuyor dersem ne demek istediğimi anlarsınız. Lakin işin o felsefesi de başka bir tartışma konusudur. 

Siz hiç kitap yazmamış bir profesör gördünüz mü? 

Profesör olmak kişinin öncellikle söz konusu alanında çok iyi düzeye gelmesini ve bazen de özellikle bu alanda yazılı bir kitabının olmasını gerektirir. Bu kişiler kitaplarından önce yüzlerce makale yazarak pratik etmiş ve  dilde kitap yazacak düzeye gelmiş ve ayrıca bol eğitimli kişilerdir. Ve elbette ifade sanatında ve iletişimde iyi olmak sadece profesör olmak demek değildir. Bu herkesin edinebileceği ve keskinleştirebileceği bir yetenektir... Basit bir örnekle netleştirecek olursak. Örneğin ilber Ortaylı sizce nasıl bir tarihçi? Veya alanında uzman olan tek profesör o mu? Nasıl bu kadar öne çıkmış peki? Sadece bilgi mi? Ifade sanatında çok iyi olduğunu söyleyememek mümkün mü?

İletişimde  ve ifâde sanatında iyi olan insanların çok olduğu bir toplumda daha az sorunlar olacaktır demek doğru olmaz mı ? İyi konuşabilme yeteneği elbette ki iyi bir eğitim alamamışsa da yeterince kitap okumuş çoğu insanda görebileceğiniz bir yeti... 

Hayattaki en iyi yatırım insana yapılan yatırımdır.

Mal canın yongasıdır ve bu gerçek yadsınamaz. Fakat günümüzde malın mülkün veya paranın, kişilerin, bilginin ve genel olarak özünde, iletişimin bile daha da önünde tutulduğu ayrı bir gerçek ve gittikçe gözümüze gözümüze sokuluyor... Bu yazıyı okuyanlardansanız zaten ne demek istediğimi biliyorsunuzdur...Keza yakın çevremizde bunlar artık norm!

Kendinizi ve bakış açınızı geliştirmek için sürekli uğraşın zengin olmak için değil!

Bilgi birikimi olan herkes zengin değildir... Zengin olan herkesin de bilgi birikimi olacaktır diye bir kaide yok! Çalışmak başka bir mesele! Hayatta hepimiz ayakta kalmak, yaşayabilmek için çalışıyoruz... Zengin olmak için değil... Bu bağlamda zengin olamayan yazarlar çizerler ve nice sanatçılar vardır... Kim bilir yazdıklarının kitap olmadığı kaç yazar, muhteşem dizelerinin duyulmadığı kaç şair gelip geçmiştir bu dünyadan... Ve diyebiliriz ki ifade sanatında iyi düzeyde olan insanlar toplumsal değer yargıları için önemli örneklerdir... iyi bir örnek olmak için çaba sarfedin... 

Bol okumak bol yazmak başka dilleri öğrenmek, başka kültürleri tanımak iletişim yeteneğimizi daha iyi kullanmak için, söz konusu alanda bizi eğitir ve dolayısıyla geliştirecektir de! İllede profesör olmanıza gerek yok! Ancak Olmak istemeniz de elbette taktir edilecektir. 

Diksiyon eğitimi 

Diksiyon eğitmenleri size, okuyarak ve uygulayarak edindiği bilgi ve deneyimi aktarıyor... Dil eğitmenleri içinde bu durum geçerli... Fakat dil eğitiminde de, diksiyon ve konuşma eğitiminde de işin özü, iletişim ve ifâde sanatını çok iyi kullanmaktan geçer. Bu elbette sadece kabataslak bir tanımlama... 

Konunun özüne dönersek, iletişim ve iyi bir konuşma kabiliyeti, yani ifâde sanatı, mesleğimizin ne olduğundan bağımsız olarak, işimizde de daha verimli olabileceğimiz anlamına gelebilir.

Bilmekten ötesi aktarabilmektir

Bir psikologa gittiğiniz de psikoloğun ifâde sanatının çok iyi olduğunu görmek şaşırtıcı olmaz sanırsam.(istisnalar kaideyi bozmaz) Veya mesleği iletişim olan biriyle konuştuğunuzda hemen dikkatinizi çekenler  olduğu gibi dikkatinizi çekebilecek kadar iyi düzeyde olamayanlar da olmuştur. Bu durumda tartışılır elbette... 

Bu bağlamda da denebilir ki bilmek ve bildiğiniz şeyi aktarmak veya aktarırken ki üsluplar değişiklik gösterecektir. Buna da çok basit bir örnek vermek isterim. Yurt dışında büyüyen ve hem Türkçe hem de İngilizce çift anadilli olan kişiler var biliyorsunuz.... Ancak bu kişilerin bir dil eğitimi vermesi çok mümkün değildir.  Bir metodoliji olmadan veya herhangi  bir dil eğitmenliği eğitimi veya egitim modeline hakim olmadan bu bütünü sağlayabilmesi  mümkün değildir. Yâni demem o ki İngilizce bilen herkes size İngilizce öğretemeyebilir. Ve ağzı olan herkesle konuşmak da konuşma kabiliyetimizi güçlü bir donanima dönüştüremez. 

İfade ve konuşabilme yeteneğini geliştirme de etkili olan kitap okuma ve biraz daha zor olan yazı yazma alışkanlığı, son derece sağlıklı bir eğitim ve iletişimi geliştirme prensibidir. Dil öğreniminde dâhi çok çok etkili olacak olan ifade sanatı ve konuşabilme kabiliyeti, kişinin kendi dilini tanımasiyla mümkün olacağı üzere okumanın ve yazmanın önemi tekrardan anlam kazanıyor. Evet doğru duydunuz, kendi dilinizi iyi tanımak bir diğer dili öğrenirken kolaylık sağlayan unsurlardan biri olup iletişim kanalınızı ve dolayısıyla konuşma yeteneğinizi geliştirebilecek yegâne unsurlardan bazılarıdır. 

Diyebilirizki iyi bir iletişim konuşma ve ifâde sanatının birleşimi, mesleği ne olursa olsun daha faydalı bireyler ortaya çıkaracaktır. Bu da, daha verimli ve faydalı nesiller anlamına gelip toplumun refaha giden yolda en büyük gücüdür... Kısaca dil düzeyiniz ve özünde eğitim sizin gücünüzdür.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar